id=”1hjl5d”
Artı Yükler Hareket Eder Mi?
Hayat bazen, sanki tüm yükleri bir araya getirmiş ve sırtımıza koymuş gibi hissettirir. O an, gerçekten içinde bulunduğum durumu, hislerimi anlatacak kelimeler bulmakta zorlanırım. Ama bir şey var: O yüklerin artı yükler olduğunu düşünürsünüz. Hani, sadece fiziksel değil, ruhsal yükler de… O kadar ağır gelir ki, sanki her an hareket ediyorlarmış gibi gelir insana. Peki, artı yükler hareket eder mi? Bunu anlamaya çalıştım, ve belki de daha da önemlisi, bu yüklerle nasıl başa çıkılacağını bulmaya çalıştım. Bu yazı, tam da o anlardan birini anlatıyor. Birinin artı yüklerini, ve o yüklerle nasıl başa çıktığımı… Duygularım ne kadar derinse, kelimelerim de o kadar cesur olmaya çalışacak.
Bir Sabah, Bir Yük
Kayseri’nin soğuk sabahlarından birinde, evden çıkmak zorunda kaldım. Yatakta bir süre daha uzanmayı çok istedim ama gözlerimi açtığımda saat 7:30’u bulmuştu. Gözlerimdeki ağırlık, o kadar yoğun ki, dışarıdaki donuk hava bana bile daha sıcak geliyordu. Her sabah olduğu gibi bir çay demledim, pencerenin kenarına oturdum, ama aklımdan geçen tek şey, son birkaç haftadır üzerimde biriken duygusal yüklerdi. İçimi boşaltmaya çalıştım, ama o kadar da kolay değildi. Sonra birden aklıma takıldı: “Artı yükler hareket eder mi?” İşte bu soruyu sorarken, sanki bir şeylerin bir arada olduğunu fark ettim. Yüklerin bir şekilde hareket edebilmesi gerekirdi, değil mi? Ama o kadar çok şey birikmişti ki, hareket etmeleri imkansız gibiydi.
Çalışmak için evden çıkarken, evin kapısının önünde bir an durakladım. Birkaç hafta önce tam burada, kapının önünde, hayatımı değiştirecek bir telefon almıştım. O telefonun üzerinden zaman geçse de, sesim hâlâ kulağımda çınlıyordu. Şimdi, aynı kapıdan çıkarken içimde ne kadar ağır bir yük olduğunu hissediyorum. Belki de bu yük, yalnızca birkaç hafta önce aldığım kararlardan, gözlerime batmayan ama derinden hissettiren duygulardan ibaret değildi. Aynı zamanda geleceğe dair umutsuzluk, belirsizlik ve kaybolmuşluk duygusu da birikmişti. Bu yükler, kimseye göstermekten korktuğum duygulardı. Ama burada, Kayseri’nin soğuk sabahında, her şey bir anda yoğunlaşmıştı. O an düşündüm: Artı yükler hareket eder mi? Belki de sadece bir adım atmak gerekirdi.
Yüklerimle Yüzleşme
İş yerime gittiğimde, hep bildiğim o alışılmış ortam vardı. Bilgisayarım, dosyalarım, telefonum… Ama bu kez daha farklıydı. Her şey normaldi, ama içimdeki ağırlık normalden çok daha fazlaydı. O sabah tam anlamıyla “kafamı kurcalayan” şeyler vardı. Kendimi çok fazla düşünüyordum. Yaşamımın yüklerini bir kenara koyarak “normal” bir şekilde işimi yapmak neredeyse imkansızdı. “Ne oldu bana?” diye sordum, ama cevap bir türlü gelmedi. İnsanın içindeki karmaşayı bazen dışarıya çıkarmak o kadar zor olur ki… Hani, bazen sırtınızda öyle bir yük vardır ki, tek bir adım atmak bile imkansız hale gelir. Ama ben bu yüklerle nasıl başa çıkacağımı çözmeye çalışıyordum. Bu sabah bir şey fark ettim: artı yükler, durdukları yerde kalmazlarmış. Onlar, biraz zaman geçtikçe hareket eder, gitmek istedikleri yeri bulurlarmış.
Bir Fırtına, Bir Umut
Akşam, iş yerinden çıktıktan sonra yürürken, şehrin ışıkları bana garip bir huzur verdi. Kayseri’nin dar sokakları, köşe başlarındaki kafeler, o kalabalık ama bir o kadar da sessiz yapısı… Hepsi bana bir şekilde, “Her şey geçecek” diyor gibiydi. Fakat o sırada içimdeki karışıklık hâlâ geçmemişti. Artı yükler hareket eder mi? Bunu tekrar sordum. Sonra bir cevap geldi: “Hareket eder, ama senin bir adım atman gerekiyor.” Yavaşça yürürken, biraz da kendi kendime konuşarak, içimdeki yükleri birer birer analiz etmeye başladım. Belki de hayatımın o kadar ağır yüklerini taşırken, her şeyin tek bir adımda değişmeyeceğini anlamak gerekiyordu. Yüklerin hareket etmesi, biraz da onlara anlam yüklemekle ilgilidir. O an fark ettim ki, bir şeyleri değiştirebilmek için önce kendime doğru adımları atmam gerekiyordu.
İçimdeki bu yükleri hareket ettirmenin yolu, ilk önce onları kabul etmekten geçiyordu. O yüzden akşam yürürken, bir yandan telefonuma baktım, bir yandan da en sevdiğim şarkılardan birini dinledim. Bir yandan da içimdeki belirsizliği ve kaybolmuşluğu kabul ettim. Yüklerim yerinden kıpırdamaya başlamıştı. Belki de sadece küçük bir harekete ihtiyacım vardı. Belki de adım atmam gerekiyordu ki, artı yükler, hareket etmeye başlasın.
Bir Adım, Bir Değişim
Eve geldiğimde, oturduğum koltuğa yığıldım. Günün yoğunluğu, içimdeki düşünceler ve birikmiş duygularla birleşince biraz zorlanmıştım. Ama o an, içimde bir şeylerin değiştiğini hissettim. Yüklerin hareket etmeye başladığını. Belki de her şeyin değişmesi için gereken tek şey, bu duyguları kabul etmekti. O an düşündüm: Artı yükler hareket eder mi? Evet, eder. Çünkü ben onlara hareket etme izni verdim. Kendi içimdeki bu değişimle, bir anda yüklerimin ağırlığından kurtuluyordum.
Sonuç: Yüklerin Hareket Etmesi İçin Ne Gerekir?
Artı yükler hareket eder mi? Bu sorunun cevabı bana, hayatı daha yakından keşfettikçe kendiliğinden geldi. Yükler, ancak onlara hareket etme izni verdiğinizde hareket eder. Kimi zaman adım atmak bile yeterlidir. Kimi zaman da içsel bir değişimle, sadece duyguları kabul etmekle bile o yükler yerinden oynar. İnanın, bazen sırtımıza yükler ne kadar ağır olursa olsun, küçük bir değişim, büyük bir fark yaratabilir. İşte bu yazı, o farkı anlamaya çalıştığım anlardan biriydi. Ve bu fark, belki de beni bekleyen en güzel şeydi. O yüzden sorum şu: Artı yükler hareket eder mi? Evet, eder. Hem de öyle bir hareket eder ki, insan bir anda hafiflediğini hissedebilir. Yeter ki bir adım atsın.