Beklemek Cehennemdir Ama Beklerim Seni: Kimin Sözü Bu?
İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım. Günlük hayatın koşturması içinde, bazen kimseye belli etmiyorum ama içimden sürekli şunu soruyorum: “Beklemek cehennemdir ama beklerim seni, kimin sözü bu?” Hepimiz bu duyguyu bir şekilde yaşamışızdır. Bir yandan “Evet, beklemek gerçekten cehennem gibi!” derken, bir diğer yandan kendimizi bir şekilde o bekleyişin içinde buluruz. Peki, bu söz kime ait? Aslında bu soru, düşündüğümüzde, en fazla bizim gibi gereksiz yere her şeyi fazla düşünenlerin zihninde yankı yapar.
Bu yazıda biraz mizah yaparak, aynı zamanda derin düşüncelere dalarak, “beklemek cehennemdir ama beklerim seni” sözünün ardında yatan düşünceleri tartışacağız. Hem komik bir bakış açısıyla hem de biraz içsel bir sorgulama yaparak…
Beklemek ve Cehenemin Kavramları Arasındaki Kader Birliği
İçimdeki mantıklı ben şöyle diyor: “Beklemek, gerçekten bir cehennem değil ama insanın sabrı her zaman sınanır.” Gerçekten de bazen beklemek, kendini bir zamanlar cehenneme benzettiğimiz o sıkıcı anlarla özdeşleştiririz. Örneğin, sevgilinizin bir saat geç geleceğini biliyorsunuz ve o bir saatte gözünüz telefonda, iç sesinizle yarışıyorsunuz: “Yine de beklerim, sorun değil. Beni aramasa da beklerim.”
Tabii, burada “beklemek” deyince aklıma gelen o klasik sahne de hemen geliyor: Müşteri hizmetlerine telefon açıyorum. “Hoş geldiniz, sizi 45 dakika bekletiyoruz, işleminiz çok önemli!” O 45 dakika boyunca beynimden geçen her şey:
Evet, bu işte bir gariplik var.
Bu kadar süre beklemek bana bir şeyler öğretecek mi?
Acaba bu 45 dakika, 45 yıl gibi mi geçer?
Bir yandan da bir ses var içimde: “Beklemek cehennemdir ama beklerim seni, kimin sözü bu?” Yani, bir insanı beklemek gerçekten de öyle bir şey ki, ne kadar zaman geçtiğini unutuyorsun. Gerçekten cehennem mi? Durum böyle olunca, biraz araştırma yapmak farz oldu.
Beklemek Cehennemdir Ama Beklerim Seni – Kimin Sözü Bu?
İçimdeki edebiyat meraklısı ben devreye giriyor. Bu cümleyi Google’a yazıp arama yapmaya başlıyorum. Ve buluyorum! “Beklemek cehennemdir ama beklerim seni” sözü, ünlü yazar ve şair Cemal Süreya’ya ait. Tabii, bir yandan da bunu öğrenince, “Cemal Süreya dedik, o zaman biraz derinleşmeli!” diyorum.
Ancak bir dakika… Cemal Süreya! Edebiyatın doruklarından birinin söylediği bu söz, kimilerine göre çok romantik ve derin bir anlam taşıyor olabilir. Ama bir de diğer açıdan bakalım: Her şey çok güzel, tamam, ama “beklemek cehennemdir” diyen birinin hâlâ beklediğini duyduğunda insanın aklına şöyle bir soru gelir: “Bu kadar romantizmde bir sorun yok mu?” Cemal Süreya’nın bir insanı beklemekle ilgili söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu sorgularken, kendimi aynı zamanda aşırı dramatik bir düşünce akışında buluyorum.
İç sesim: Cemal Süreya bir şair, sen kimsin?
Beklemek Gerçekten Cehennem mi?
Şimdi, bu kadar dramaya gerek yok, değil mi? Cehennem gibi değilse bile, beklemenin zorluğu kesinlikle göz ardı edilemez. Çünkü insan beklerken gerçekten zamanın nasıl geçtiğini anlamaz. İzmir’de arkadaşlarla buluşmak için anlaşmıştık, bir arkadaşım bana “Yarım saat içinde oradayım” dedi. 45 dakika geçti, hâlâ gelmedi. “Beklemek cehennemdir ama beklerim seni.” diyorum içimden, ama bir yandan da beklemenin gerçek bir cehennem gibi hissettirdiği anlar oluyor.
Özellikle bir kafeye gidip, saatlerce çay içerken, masadan hiç kalkmayan, telefondan sosyal medyayı sürekli kontrol eden bir insan olarak beklemek, bana göre bir tür içsel savaş halidir. Bu içsel savaşta, en zor şey kendine olan güveni kaybetmek. Öyle ki, 15 dakika geçtikten sonra “Beni gerçekten bu kadar önemsiyor mu?” diye düşünmeye başlıyorsunuz. Bütün bu düşünceler kafanızı sararken, bir yandan dışarıda “beklemek cehennemdir ama beklerim seni” diyen Cemal Süreya’nın sözleri dönüp duruyor.
Beklemek ve Sosyal Medya
Beklemek ve sosyal medyanın birleştiği bir başka cehennem sahnesi de şöyle gerçekleşir: “Arkadaşım beni bekliyor, o yüzden telefonu elime alıp Twitter’a göz atayım.” Bunu yaparken bir bakıyorum, tam 45 dakika geçmiş ve aslında hiçbir şey yapmamışım. Yani beklemek cehennemdir ama sosyal medya var ya, işte o bir başka cehennem. Beklerken en çok fark ettiğim şey, beynimin son derece verimsiz çalışması ve düşüncelerin iç içe geçmesi. Çevremdeki her şey yavaşlıyor ve ben o bekleme anlarında bir evrim geçiriyorum: Zihnimin “bekleme” moduna geçmesi.
Sonuç: Beklemek ve Cehennem
Sonuçta, “Beklemek cehennemdir ama beklerim seni, kimin sözü bu?” sorusunu sordukça, işin içine biraz mizah katmak gerek. Cemal Süreya’nın bu sözü, bir yandan derin bir anlam taşısa da, bir diğer yandan çok klişe ve bazen gülünç olabiliyor. Beklemek, bazen cehennem gibi hissettirse de, bu konuda herkesin farklı bakış açıları var. Benim gibi bir esprili tip için beklemek bazen komik, bazen ise çılgınca bir deneyime dönüşebiliyor.
Ama unutmayalım, tüm bu beklemeler, insanı düşündürmeye, farkındalık kazandırmaya da itiyor. Belki de beklemek, gerçekten hayatın bize sunduğu küçük cehennemlerden biri. Ama ne olursa olsun, beklerim seni… Kimi zaman sabır, kimi zaman mizah, kim zaman da bir şairin güzel sözleriyle…